Hristodulidis: "Guterres çerçevesi tektir, 4 Temmuz'daki izahat metninin yazılı olarak verilmesi talep edilmedi"

Rum basınında “kayıp” olarak nitelendirilen ve Rum Yönetimi Başkanı Nikos Anastasiadis’in Genel Sekreter’in Kıbrıs geçici özel danışmanı Jane Holl Lute’tan “aramasını” istediği 4 Temmuz 2017 “tutanağının” yazılı olmadığını, Dışişleri Bakanı Nikos Hristodulidis açıkladı.

Hristodulidis: "Guterres çerçevesi tektir, 4 Temmuz'daki izahat metninin yazılı olarak verilmesi talep edilmedi"
banner78

Hristodulidis “izahat metninin yazılı olarak verilmesi talep edilmedi” (30 Haziran 2017 belgesine zamanın Kıbrıs Özel Danışmanı Espen Barth Eide tarafından getirilen izahat) dedi.

Fileleftheros “Dışişleri Bakanı: Guterres Çerçevesi Tektir ve İtiraz Edilemez” başlıklı haberinde, Hristodulidis’in dün RİK’e yaptığı açıklamada “Guterres Çerçevesi tektir ve ne içerdiğine kimse itiraz edemez. İzahat metninin yazılı olarak verilmesi talep edilmedi” dediğini yazdı.

Habere göre Guterres Çerçevesi’nin nasıl şekillendirildiğinin, Anastasiadis’in Crans Montana sonrasında Genel Sekreter’e gönderdiği mektuplar aracılığıyla netleştirildiğini de söyleyen Hristodulidis, Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı ve Rum Yönetimi Başkanı Nikos Anastasiadis’in beklenen görüşmesini, “bu meselenin de netleştirilebileceği” gerekçesiyle “çok önemli” diye niteledi.
Hristodulidis “müzakereler olmadan geçen her gün, diyaloğun yeniden başlaması için harcanan çabayı olumsuz etkiler” diyerek Türk tarafının, Kıbrıs sorununda hazirana kadar hareketlilik beklenmemesi gerektiği tezini reddetti.

Gazete, “Türkiye’nin İşine Geliyor… Guterres Çerçevesi Olmadan Gelişmeler Ankara’nın Ölçüsüne Göre Biçilip Dikilmiş Olacak… Prosedürün Sıfır Noktasına Dönme Riski Var” başlıklı haberinde ise, Türk tarafına hem zaman kazandırdığı, hem de nisan-mayıs döneminde kendi hamlelerini yapma olanağı tanıdığı gerekçesiyle son dönemdeki gelişmelerin tamamen Türk tarafının işine geldiğini yazdı.
Rum tarafının, prosedürün ilerlemesinin şart olduğu ve başka zaman kaybedilmemesi gerektiği görüşünde olduğunu yazan gazete, Nikos Anastasiadis’in de referans şartlarında mutabakat perspektifini canlı tutmanın tek yolu olarak gördüğü Guterres Çerçevesi’nde ısrar edeceğini belirtti.
Anastasiadis’in, Jane Holl Lute’un referans şartlarında bütün müdahillerle mutabakat sağlamayı başarmasını umduğuna işaret ederek “Lefkoşa’nın, 4 Temmuz 2017 tutanaklarının BM tarafından kaybedilmiş olabileceği endişelerinin sebebi de budur” ifadesini kullandı.

banner97
Türkiye’nin yanı sıra Cumhurbaşkanı Akıncı’nın da “4 Temmuz 2017 tutanaklarının kaybolup kaybolmamasına çok da yanıyor görünmediği çünkü gelişmenin işine geldiği” görüşünü ortaya koyan gazete, özetle şu iddialarda bulundu:

“Mustafa Akıncı açısından da menfaatler ortaya çıkabilir çünkü ‘şekillendirilmiş 4 Temmuz Çerçevesi kendisini, gerek siyasi eşitlik gibi farklı yaklaşım içerisinde olduğu, gerek Omorfo (Güzelyurt) gibi kaçmak istediği meseleleri görüşmek zorunda bırakacak. Keza Genel Sekreter 30 Haziran’da izahatta bulunmaksızın, Türk tarafının hassasiyetleri kabul etmesi gerektiğine işaret etmiş ancak 4 Temmuz’da Omorfo’yu (Güzelyurt) konuşmaları gerektiğine işaret ediliyordu.”

“ANASTASİADİS, GÜVENLİK VE TOPRAK GÜNDEM DIŞI KALIRSA NE YAPACAK?”

Gazete referans şartlarında Guterres Çerçevesi temelinde bir gelişme olmaması halinde bizzat Anastasiadis’le ilgili bir konu daha ortaya çıkacağına işaret ederek “kritik Güvenlik ve Toprak konuları gündem dışı kalırsa ne yapacak?” sorusunu sordu, özetle şunları yazdı:

“ Bu nedenle Kıbrıs Rum tarafı yönünde hamlede bulunularak, daha esnek olmasının talep edilmesi ihtimal dışı görülmüyor. Bunun olması için Anastasiadis’in, Mustafa Akıncı’nın kast ettiği gibi siyasi eşitliği vermeyi kabul etmesi ve belki Türkiye’den de bazı hamleler gelmesini beklemesi gerekir.

Bunun paralelinde, referans şartlarında mutabakat sağlanamazsa muhtemel iki senaryo var. 1- BM’nin, ilgili bütün konuların görüşülmesi çabasına devam etmesi, yani bütün çabanın sıfır noktasına döndürmesi ve şartlar yeniden olgunlaşır ve Genel Sekreter ikna olursa yeni bir konferans çağrılması, 2- Bütün göçüşmeyi Türkiye’nin arzu ettiği noktaya yönlendirmesi, yani bütün prosedürü başarısız ilan ederek görüşmeleri, herkesin (normalde gayrı resmi) ve bütün meseleleri müzakere edeceği şekilde genişletilmesini önermesi.”

banner81
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER