Günkut: Ciddi Bir Durum İle Karşı Karşıyayız

Tabipler Birliği Başkanı Özlem Gürkut “Ciddi bir durum ile karşı karşıyayız. Batı Nil Virüsü ilk defa KKTC’de görülmüştür” dedi.

Günkut: Ciddi Bir Durum İle Karşı Karşıyayız
banner78

Tabipler Birliği Başkanı Özlem Gürkut “Ciddi bir durum ile karşı karşıyayız. Batı Nil Virüsü ilk defa KKTC’de görülmüştür” dedi.

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nde (KKTC) “Batı Nil virüsü” teşhisi ile Lefkoşa Devlet Hastanesi’nde tedavi görmekte olan bir hastanın hayatını kaybetmesinin ardından hastanelere başvuru sayısı 13 kişiye ulaştı. Bu kişilerden alınan sonuçlarda 4'nün “Batı Nil Virüsü” teşhisinin pozitif olduğu ortaya çıkarken ikisinin de sağlık durumunun ciddi olduğu öteki hastaların tahlil sonuçlarının da Türkiye'den gelecek sonuçlar ile belli olacağı öğrenildi. KKTC Tabipler Birliği Başkanı Özlem Gürkut sivri sinek ısırması ile ortaya çıkan “Batı Nil Virüsü” hakkında İHA muhabirine önemli açıklamalarda bulundu.

Tabipler Birliği Başkanı Özlem Gürkut, “KKTC’deki hastanelerimize “ensafalit” beyin iltihabı ve nörolojik tutumlar ile Mağusa bölgesinden 6 vaka geldi. Bu vakaların hepsinin aynı bölgeden gelmiş olması nedeniyle “Batı Nil Virüsü” olma ihtimali ön tanısıyla kan numuneleri alınarak Hıfzıssıhha’ya gönderildi. Elimize ulaşan sonuçlarda giden 6 numenin 4’ü pozitif. Bu kişilerde “Batı Nil Virüsü “hastalığı taşıdığı tespit edildi. Bu sonuçlar elimize gelene kadar vak'alardan bir tanesi iyileşerek taburcu oldu. Maalesef 62 yaşındaki Hilmi Bolel  isimli hastamız  yoğun bakımda hayatını kaybetti” dedi.

“ŞU ANDA HASTANELERDE 6'NIN ÜZERİNDE VAK'A VAR”

Şu anda 6 vak'anın bulunduğunu belirten Gürkut, “Dolayısıyla durumun ciddiyetini de anlamış olduk. Şu anda 6’nın üzerinde  hastanelerde vak'a var. Bu sonuçları elde edene kadar yeni vak'alarımızda benzer belirtiler ile başvurdu. Onlarında kan numuneleri alınarak gönderildi. Sonuçlarını bekliyoruz” ifadelerini kullandı.

Kıbrıs Türk Tabipler Birliği Başkanı Özlem Gürkut “Vak'aların ada genelinde yüzde 1’ini oluşturduğunu düşünürsek toplumda daha fazla “Batı Nil Virüsü” olduğunu söylememiz çok da yanlış olmaz” şeklinde konuştu.

"CİDDİ BİR DURUM İLE KARŞI KARŞIYAYIZ"

Ciddi bir durumla karşı karşıya olunduğunu belirten Gürkut, “Bu nedenle önemli ciddi bir durum ile karşı karşıyayız. Sağlık Bakanlığı, kaymakamlıklar ve bireysel  seferberliğe kalkışmamız, sivrisineğe  ve vektör mücadelesini yeniden gözden geçirip artırarak önlem almamız lazım. Bütün vak'aların geldiği yer olan bu mücadeleye Mağusa’dan başlayarak tüm KKTC'ye  yaymamız gerekmektedir” diye konuştu.

Hastalığın yayılmasına ilişkin önemli bilgiler veren Gürkut, “Batı Nil Virüsü ilk defa KKTC’de görülmüştür. Batı Nil Virüsü vektörlerle bulaşan bir hastalıktır. Vektör dediğimiz şey bir hastalığı başka bir canlıdan alıp başka bir canlıya aktaran aracı taşıyıcı rolü üstlenen canlılardır. Batı Nil Virüsü’nün vektörü de sivrisineklerdir. Kuleks dediğimiz Kıbrıs’ta halk arasında bilinen küpdüşen diye bildiğimiz ülkemizde de Türkiye’de de bolca bulunan bir sivrisinek türüdür. Kuleks tipi sivrisinekler hastalığı göçmen kuşlardan alarak insanları sokarak onlara taşımış oluyorlar. Kuleks tipi sivrisinekler ile ısırılmış olan insanlar 2 ila 15  gün arasındaki kuluçka döneminin ardından hastalık belirtilerini göstermiş olabilirler. Hiç belirti olmadan hastalığı seyredecek vak'alar varken ve bunlar yaklaşık vak'aların yüzde 80’ini oluşturuyor. Vak'aların yüzde 20’si ise klinik şekilde seyrediyor. Genel anlamda ateş, baş ağrısı, kas ağrısı ve ishal gibi belirtiler ile seyredebiliyor hastalık. Ağır seyreden vakalar zaten hastanelere başvurmuş oluyor, bunların arasında nörolojik belirtilerle daha ağır seyreden vak'alar toplam hastaların yüzde 1’ine tekabül ediyor. Ancak bu vak'alarda kalıcı sakatlıklar ve ölümler görülebiliyor” diye konuştu.

Batı Nil Virusu enfeksiyonu nedir?

Batı Nil virüsü (BNV) enfeksiyonu, genellikle enfekte sivrisineklerin sokmasıyla bulaşan, az sıklıkta, grip benzeri şikayetler oluşturan ve nadiren ölüme yol açabilen viral bir enfeksiyon hastalığıdır. Hastalığı geçirenlerin %80’i herhangi bir şikayet geliştirmeden (asemptomatik) hastalığı atlatmaktadır. %20’si grip benzeri şikayetler gösterirken hastaların %1’i de beyin tutulumu (nöroinvazif) ve daha ağır bir klinik tablo ile hastalığı geçirmektedir. Hastalığın etkeni olan BNV, insanlar dışında atlar, kuşlar ve vahşi hayvanlarda da çeşitli nörolojik semptomlara neden olabilmektedir.

2.BNV enfeksiyonu ülkemize ne zaman ve nasıl gelmiştir?

Batı Nil virüsü (BNV) enfekte kuş sürüleri tarafından adaya getirilip, sivrisinekler aracılığı ile insanlara bulaşmaktadır. KKTC’de daha önceden bildirilmiş olgu yokken Güney Kıbrıs’ta ilk defa 2016 yılında tanı konulmuş vaka mevcuttur.

3. BNV enfeksiyonu ne zaman görülür?

Hastalık genelde mevsimsel özellik göstermekte olup yaz boyunca ve sonbaharın erken dönemlerinde görülür.

4. BNV enfeksiyonu insana nasıl bulaşır?

BNV için esas bulaşma yolu enfekte sivrisinek sokmalarıdır. Culex türüne dahil olan sineklerin ısırığıyla memelilere bulaşan hastalığın ana konağı ise kuşlardır. Kuşlardan tekrar sivrisineklere bulaşan virüs, bu yolla yüksek viremiye ya da farklı bir deyişle virüse ait parçaların kan dolaşımına girmesine yol açar. Göçmen kuşlar ile dünya geneline yayılan Batı Nil Virüsü, insanlara, sivrisinek sokması ile bulaşır. Ancak insanlarda enfeksiyon düşük viremi ile seyrettiğinden virüs, insandan tekrar sivrisineklere bulaşmaz. Hastalık, enfekte olan diğer memeli hayvanlardan insanlara bulaşmaz. Kişiden kişiye de bulaşmayan hastalık, ancak doğum ve emzirme ile anneden bebeğe geçebilir. Bunun dışında, çok nadir de olsa kan ve organ nakli ile bulaştığı bilinmektedir. Ayrıca enfekte olan kuşların dışkılarının, ciltte yer alan bir kesiye teması ile de hastalık bulaşabilir. 

5. BNV insandan insana bulaşır mı?

İnsanlar ve atlar gibi diğer omurgalılarda vireminin düşük ve kısa süreli seyretmesi sonucu bu canlılar son konak kabul edilmektedir. Yani hastalık, normal günlük hayatta  insandan insana bulaşmamaktadır. Ancak enfekte bir hastadan kan veya organ nakli ile başka insanlara bulaşma bildirilmiştir. Bunun dışında bir olgu da gebelik sırasında anneden bebeğe geçmiştir.

6. BNV Enfeksiyonu ne tür belirtilerle karşımıza çıkar? Nasıl tanınabilir?

BNV’nin kuluçka süresi 3-14 gündür, ortalama bir haftadır. Hastalığı geçirenlerin %80’i herhangi bir şikayet geliştirmeden (asemptomatik) hastalığı atlatmaktadır. %20’si grip benzeri şikayetler (Batı nil ateşi) oluştururken, %1’inin de beyin tutulumu (nöroinvazif) olup daha ağır bir klinik tablo ile hastalığı geçirmektedir.

banner97
Batı Nil Ateşi (Grip benzer tablo); Enfekte sivrisinek ısırığı sonrası yaklaşık %20 oranında bu tablo gelişmektedir.  Batı Nil Ateşinde, ani başlayan ateş ile birlikte baş ağrısı, halsizlik, göz arkasında ağrı, kas ağrıları, sindirim sistemi ile ilgili belirtiler (bulantı-kusma, karın ağrısı ve ishal) ve ciltte kızarıklıklar görülebilir. Hastalık genelde 3-14 gün sürer.

Nöroinvazif Batı Nil Hastalığı (Beyin tutulumu); Enfekte sivrisnek ısırığı sonrası yaklaşık %1 oranında bu tablo gelişebilmektedir. Beyin enfeksiyonu (ensefalit), beyin zarı enfeksiyonu (menenjit) veya felçle seyredebilir. Bu hastalarda ateşe menenjit, ensefalit veya felç belirti ve bulguları eşlik eder: Baş ağrısı, ense sertliği, bilinç değişiklikleri, halsizlik, boynunu dik tutamama, uyuşukluk, zihinsel karışıklık, koma, kas titremeleri, nöbet, kas güçsüzlükleri ve felçler görülebilir. Nöroinvazif hastalık gelişen hastalarda ölüm oranı yaklaşık %10 olup, yine yaşlılarda ölüm oranı da daha yüksektir.  

7. BNV hastalık şüphesinde kimler sağlık kuruluşuna başvurmalıdır?

Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre 50 yaş üstü ve bağışıklık sistemi baskılanmış kişilerde hastalık ciddi seyredebileceği ve sinir sistemi enfeksiyonuna yol açabileceğinden bu gruptaki hastalar daha yakından takip edilmelidir. Bu sebepten ötürü risk grubundaki hastaların (Risk grupları; 50 yaş üstü, kanser hastası, transplantasyon hastası, diyabet hastası, kronik böbrek yetmezliği) özellikle Nöroinvazif Batı Nil klinik tablosu açısından yakından takip edilmeli ve beyin tutulumunu düşündürecek herhangi bir bulgu durumunda zaman kaybetmeden bir sağlık kuruluşuna başvurmalıdırlar.

8. BNV enfeksiyonunun tedavisi var mıdır? Nasıl tedavi edilir?

Batı Nil Virusu enfeksiyonunun bilinen bir tedavisi yoktur. Enfeksiyonun tedavisi önce destek tedavisi şeklinde olmalıdır. Nöroinvazif Batı Nil hastalığı olan hastalar hastaneye yatırılmalı ve erken bir dönemde destek tedavisi başlanmalıdır.

9. Hastalıktan nasıl korunabiliriz? Aşısı var mıdır?

Tedavisi olmayan bir hastalık olduğu için BNV enfeksiyonlarından korunmak  son derece önemlidir. Bunun için kişisel korunma önlemleri alınmalı, sivrisinek kontrol programları uygulanmalı ve kan bağışçıları taranmalıdır.

i-Kişisel korunma önlemleri: Sivrisineklerden korunma önlemlerini içerir.

Kapı ve pencerelerin kapalı tutulması veya sinek teli takılması.

Sivrisinek olan yerlerde kol ve bacakları kapatan giysilerin kullanılması önerilir.

Bunun dışında sivrisineklerin yoğun olduğu bölgelerde sivrisinek kovucuların kullanılması önerilir.

ii-Sivrisinek kovucular

Hastalık riskinin çok yüksek olduğu (endemik bölgede vektör sivrisineğin yoğun bulunduğu ortamlarda çalışanlar veya bu sineklerle temas riski yüksek olanlar vb) durumlarda  hem giysilere permetrin sprey sıkılmalı (sprey giysinin hem içine, hem dışına 30-45 sn sıkılıp, kurumaya bırakılır, tamamen kuruduktan sonra giyilir. Yıkansa bile 2 hafta etkilidir. Çocuk ve gebelerde kullanılmaması yönünde bir uyarı yoktur); hem de  deriye  tercihen DEET (N,N-diethyl-3-methylbenzamide), alternatif olarak  pikaridin , PMD [P-mentan-3,8-diol] veya IR3535 içeren solüsyonlardan biri sürülmelidir. Deriye sürmek için kullanılacak solüyondaki DEET konsantrasyonunun  %17-20 olması yeterlidir. DEET gözlere, ağza değdirilmemeli, solunmamalı, iki aydan küçük çocuklarda kullanılmamalı, 2 aydan büyük çocuklar için hekimlerin önerilerine göre hareket edilmelidir.  Hastalık riski çok yüksek değilse sadece deriye DEET soüsyonu  sürülmesi veya giysilere permetrin sıkılması yeterlidir.

iii-Sivrisinek kontrol programları

Sivrisinek çoğalma alanları (durgun sular, su birikintileri, vb) ortadan kaldırılmalı, larvasidler kullanılarak larvalar yok edilmelidir.  Sivrisineklerin yumurtalarını bırakabildiği kovalar, lastikler, saksılar, küçük havuzlar gibi yerlerde olan suların da haftada bir kez boşaltılarak temizlenip yenilenmesi, üstünün kapatılması veya atılması önerilir.

KKTC’de başta sivrisinekler olmak üzere insanlar üzerinde olumsuz etkileri olan ve hastalık yapan canlılara karşı ‘entegre vektör mücadelesi’ yapılmalıdır. Planlanan entegre vektör mücadelesi çalışmaları WHO, EU ve EPA başta olmak üzere uluslararası ve ulusal düzenlemelere uygun olarak yapılmalıdır. Entegre vektör mücadelesi, insan odaklı bir mücadele olup, öncelik sırasına göre kültürel, mekanik, biyolojik ve kimyasal mücadele tiplerinin uygun biçimde kullanılarak insanlar üzerindeki vektör kökenli olumsuzlukların ortadan kaldırılmasını kapsamaktadır.

Hastalık riski arttığında erişkin sivrisineklerle de mücadele etmek amacıyla havaya insektisit sıkılmalıdır.

iv-Kan bağışçılarının taranması

Hastalık, asemptomatik, viremik kan donörlerinden alınmış kanların nakliyle bulaşabildiğinden hastalığın görüldüğü ülkelerden bazıları, pozitiflik oranlarına göre farklı stratejiler ve yöntemlerle kan bağışçılarında moleküler testlerle BNV taraması yapmaktadır.

v-Aşılar

Atlarda ruhsat almış aşılar olmakla birlikte, henüz bir insan aşısı yoktur. İnsan aşısı geliştirilmesi için çalışmalar devam etmektedir.

10. Ülke olarak yapmamız gerekenler nelerdir?

Kıbrıs Türk Tabipleri Birliği geçtiğimiz kış aylarının oldukça yağışlı geçmesi sonrası daha ilkbaharda vektörlerle mücadele konusunu gündeme getirmiş ve gerekli uyarıları yapmıştır. Bununla da yetinmemiş mayıs ayında tüm belediyeleri, kaymakamlıkları, Çevre Dairesi’ni, Sağlık Bakanlığı’nı, ilgili kurum ve kuruluşları davet ederek entegre vektör mücadelesi konusunda bir eğitim sempozyumu düzenlemiştir. Sempozyum sonrası katkıda bulunan uzmanlar ve kurumlarla ortak bir sonuç bildirgesi de yayınlanmış ve tüm ilgili kişi ve kurumlarla paylaşmıştır. Sonuç bildirgesinde ortaya konulan görüş ve yöntemler doğrultusunda ülke olarak entegre vektör mücadelesi yapmamız gerekmektedir.
Batı Nil Virüsü ile mücadelede hastalığın taşıyıcısı sivrisineklerle etkili mücadele esastır. Geldiğimiz aşamada vektörlerle mücadelemizi bir kez daha gözden geçirmek, Mağusa bölgesinden başlamak kaydı ile tüm ülkede etkin ve sürekli bir mücadele başlatmak için ilgili tüm taraflar olarak acilen harekete geçmeliyiz.

Hastalığı taşıyan vakaların ağır seyreden, özellikle sinir sistemi bulguları ile giden bölümünün toplam vakaların çok küçük bir kısmı olduğu göz önüne alındığında, toplam vaka sayısının çok daha fazla olabileceği unutulmamalıdır. Başka can kayıpları yaşanmadan bir an önce harekete geçmeliyiz.

banner81
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER